GAZETECİLİK Görüş

44 yıldır tutsak: Gazeteci Mumia Abu-Jamal görme yetisini kaybedebilir

ABD’de 44 yıldır cezaevinde tutulan gazeteci ve aktivist Mumia Abu-Jamal, ilerleyen göz hastalıkları nedeniyle görme yetisini tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya. Destekçileri, Abu-Jamal’ın acil tedaviye erişebilmesi için uluslararası bir kampanya başlatarak cezaevi yönetimine çağrıda bulunuyor.

Her anlamda okuyamaz, yazamaz, bir gazetenin künyesinden başka bir şey göremez oldum, hatta manşetleri bile; sadece bulanık bir televizyon renk patlaması. Televizyon artık benim radyom.

Bu sözlerin sahibi 72 yaşındaki gazeteci Mumia Abu-Jamal…

 Abu-Jamal, 44 yıldır cezaevinde tutulan ve dünyanın en uzun süre hapiste kalan gazetecisi olarak biliniyor. ABD’nin Pennsylvania eyaletindeki SCI Mahanoy (State Correctional Institution Mahanoy) cezaevinde bugünlerde “yavaş ölüm hücresi” dediği hapishanede, görme yetisini tamamen ve kalıcı olarak kaybetme riskiyle karşı karşıya.

“SESSİZLERİN SESİ” İÇİN ACİL TEDAVİ ÇAĞRISI

Abu-Jamal’ın sağlık hakkına erişimi için küresel çapta yeni bir kampanya başlatıldı. Farklı dillerde hazırlanan kampanya afişleri, “Mumia Abu-Jamal için acil tedavi… Görme yetisini kaybetmeden önce” çağrısı yapıyor.

Kara Panterler’den “Sessizlerin Sesi” unvanlı bir gazeteciye dönüşen Abu-Jamal’ın yaşam öyküsü ve bitmeyen hukuk mücadelesi; aynı zamanda ABD’de ırkçılık, polis şiddeti ve adalet sistemi tartışmalarının da hikayesi.

Kara Panterler hareketinden radyo gazeteciliğine uzanan çizgide Mumia Abu-Jamal, ABD’de polis şiddeti ve ırkçılık tartışmalarının en bilinen figürlerinden biri haline geldi. Bu çizginin kökeni ise çocukluk yıllarına kadar uzanıyor.

“MUMİA ABU JAMAL” ADINI NASIL ALDI?

Mumia Abu-Jamal, ABD’nin Pensilvanya eyaletindeki Philadelphia şehrinde 1954 yılında doğdu. Doğum adı Wesley Cook’tu ancak “Mumia Abu-Jamal” oluş hikayesi politik kimliğinin bir parçası olarak gelişti.

1960’ların sonları, ABD’de ırkçılığa karşı siyah özgürlük hareketlerinin de yükseldiği bir dönemdi. Birçok siyah aktivist, kölelik döneminden kalan Batılı isimlerini reddedip, Afrika ya da Arap kökenli isimler seçmeye başladı.

Wesley Cook da 1968 yılında, henüz 14-15 yaşlarındayken, Philadelphia’daki okulunda ders veren Kenyalı bir öğretmenin etkisiyle “Mumia” adını aldı. “Mumia”, sömürge karşıtı mücadelelerden etkilenerek seçtiği bir isimdi.

Daha sonra adına, 1971’de oğlu Cemal’in doğumuyla birlikte Arapça’da “Cemal’in babası” anlamına gelen “Abu-Jamal” ifadesini ekledi.

ARTIK BİR KARA PANTER

Abu-Jamal’ın politikleştiği dönem, beyaz egemenliğine başkaldırı yılları olduğu kadar, sert baskıların da öne çıktığı bir dönemdi. Siyah mahallelerdeki polis şiddeti sürekli gündemdeydi.

Bu dönem 14-15 yaşlarında artık “Mumia” olan Abu Jamal da Kara Panter Partisi’ne katıldı. Parti, polis şiddetine ve ırkçılığa karşı kurulan devrimci siyah örgüttü ve giderek büyüyordu. Kara Panterler, sadece siyah hak ve özgürlük mücadelesi vermekle kalmadı, aynı zamanda “Halk için Kahvaltı” ve sağlık hizmetleri gibi sosyal programları da hayata geçirdi.

Abu-Jamal’ın Kara Panterler içindeki rolü daha çok yayın ve iletişim faaliyetleri alanındaydı. Öyle ki, henüz 15 yaşındayken Philadelphia Kara Panterler şubesinde “Enformasyon Teğmeni” seçildi. Bildiriler oluşturdu, basın açıklamaları hazırladı, haber metinleri yazdı, örgüt gazetesinde makaleleri yer aldı, şehrindeki toplumsal olayları belgeledi. Ömür boyu sürdüreceği gazetecilik mesleğinin tohumları, çocukluktan ergenliğe geçişindeki o yıllarda ekilmişti.

Kara Panterlerin giderek yayılan etki alanı, devletin de dikkatini çekmişti. FBI partiyi, “iç güvenlik açısından bir numaralı tehdit” olarak nitelemiş ve ciddi operasyonlar düzenlemişti. FBI’ın COINTELPRO programı kapsamında Kara Panterler de yoğun biçimde takip edildi. Elbette Abu-Jamal da takip edilenler arasındaydı.

MİKROFONUNU SOKAĞA UZATTI, “SESSİZLERİN SESİ” OLDU

Abu-Jamal, 1970’de partiden ayrıldı ve lise eğitimini tamamlayarak radyo muhabirliğine adım attı. Kara Panter döneminde edindiği deneyimler onun gazetecilik anlayışını da şekillendirdi. Mikrofonunu siyah mahallelere ve o yıllarda iyice yükselen polis şiddetine çevirdi.

Özellikle MOVE örgütü üzerine yaptığı yayınlar dikkat çekiyordu.

Artık eleştirel bir gazeteci olarak ün kazanmıştı. Çok sayıda gazetecilik ödülünün yanı sıra “Sessizlerin Sesi” unvanını da aldı.

Ayrıca 1978-80 yılları arasında Philadelphia Siyah Gazeteciler Birliği’nin başkanlığını da yaptı.

SEMBOL BİR DAVA HALİNE GELDİ, DÜNYA ÇAPINDA KAMPANYALAR DÜZENLENDİ

Takvimler 1981’i gösterdiğinde Mumia Abu-Jamal, Philadelphia polisi Daniel Faulkner’in öldürülmesi davası kapsamında tutuklandı ve Abu-Jamal destekçileri tarafından “cübbeli cellat” diye anılan Yargıç Albert Sabo tarafından oldukça kısa süren bir yargılama sonucunda idama mahkum edildi. Dava yıllar boyunca “ABD’nin en tartışmalı yargı süreçlerinden biri” olarak anıldı. İnsan hakları örgütleri davaya ırkçılığın hakim olduğunu ve adil yargılama yapılmadığını savundu. Tanık ifadelerindeki çelişkiler ve zayıf deliller, dava sürecine “ırksal önyargı”nın ve “dönemin politik atmosferi”nin etki ettiğine yönelik fikirleri iyice güçlendirdi.

Uluslararası Af Örgütü de “davada uluslararası düzeyde geçerli standartların ayaklar altına alındığını” tespit etti.

Dava zamanla yalnızca bir cinayet dosyası olmaktan çıktı. Abu-Jamal dosyası; ABD’de adalet sistemi, polis şiddeti ve ırkçılık tartışmalarının sembollerinden biri haline geldi. Dünya çapında “Mumia Abu-Jamal’a özgürlük” diyen güçlü bir hareket gelişti. Yürütülen kampanyalar, ilk meyvesini 2011 yılında verdi ve Abu-Jamal’ın ölüm cezası kaldırıldı. Abu-Jamal’ın cezası şartlı tahliye olmaksızın müebbet hapse çevrildi ve genel cezaevine gönderildi.

DÜNYANIN EN UZUN SÜRE HAPSEDİLEN GAZETECİSİ

Nihayet 29 yılın sonunda “ölüm hücresi”nden çıkmıştı. Ancak kendi deyimiyle “yavaş ölüm hücresi”nde hapsedilmeye devam etti.
Bu uzun tutukluluk süreci, onu dünyanın en uzun süre cezaevinde kalan gazetecilerinden biri haline getirdi.

Davasının üzerinden geçen on yıllara rağmen tartışmalar sürerken, Abu-Jamal demokrasi ve ırkçılık karşıtı mücadelelerin sembollerinden biri haline gelmiş durumda. Özgürlük talebi ise uluslararası kamuoyunda hâlâ devam ediyor.

CEZAEVİNDE DE SESİ YAYILDI

Şu an 72 yaşında olan Mumia Abu-Jamal, cezaevinde de üretmeye devam ediyor. Hapishane yılları boyunca hem hukuki mücadelesini verdi hem de yazın ve yayın hayatına devam etti.

Hapishaneden gönderdiği radyo yorumları, makaleler ve kitaplarda özellikle ABD’deki hukuk ve adalet sistemi ile ırkçılık üzerine yoğunlaşıyordu. Ölüm hücresi günlüğü olan “Live from Death Row” adlı kitabı, bilinen çalışmalarından biri oldu. 2004 yılında yazdığı We Want Freedom: A Life in the Black Panther Party adlı kitabı ise Kara Panterler’in tarihini anlatıyor.

Abu-Jamal’ın makaleleri yıllar boyunca pek çok ülkedeki medya kuruluşlarında çevrilerek yayımlandı. Abu-Jamal, Türkiye’de de Evrensel gazetesinde köşe yazarlığını hâlâ sürdürüyor.

Dayanışma kampanyalarında sıkça kullanılan bir Mumia Abu-Jamal sözü, onun cezaevinde de sürdürdüğü hak haberciliği yaklaşımını özetliyor:

“Cezaevindeki insanların çok azının sesi duvarların ötesine ulaşabiliyor. Onların kimsesi olmadığı için, bu işi onlar adına yapmak benim görevim.”

Ayrıca cezaevi yılları süresince Paris dahil olmak üzere yaklaşık 25 şehir onu fahri vatandaş ilan etti.

IFJ’DE SESLENDİ: FİLİSTİN’İN YANINDAYIM

Mumia Abu-Jamal, sadece ABD içindeki mücadelesiyle değil, uluslararası arenadaki duruşuyla da biliniyor. Abu-Jamal, Haziran 2022’de Umman’da toplanan 31. Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ) Dünya Kongresi’ne gönderdiği sesli mesajla Filistin’e destek olmuştu.

Hapishaneden gönderdiği mesajda, “Bugün sadece kendi tutsaklığımı değil, dünyanın dört bir yanında kalemleri ve kameraları nedeniyle hedef alınan meslektaşlarımı hatırlatmak istiyorum” sözleriyle İsrail saldırısı sonucu hayatını kaybeden Al Jazeera muhabiri Shireen Abu Akleh’i anmıştı.

“Özellikle Filistin’de, işgal altındaki topraklarda gerçeği dünyaya duyurmaya çalışırken öldürülen Shireen Abu Akleh’i ve onun şahsında susturulmaya çalışılan tüm Filistinli gazetecileri selamlıyorum. Onlar, sadece haber yapmıyorlar; bir halkın varoluş mücadelesini ve maruz kaldıkları zulmü tüm çıplaklığıyla belgeleyerek insanlığın vicdanı oluyorlar” diyen Abu-Jamal, “Gazetecilik bir suç değildir. Gazetecilik, sessizlerin sesi olma görevidir” ifadelerini kullanmıştı.

Federasyon’un 100. kuruluş yılı vesilesiyle Mayıs 2026’da Paris’te düzenlenen 32. IFJ Dünya Kongresi programında da Mumia Abu-Jamal’e özel bir başlık açıldı.

“Mumia Abu-Jamal Kolektifi” tarafından hazırlanan dayanışma mesajı, kongrenin son gününde dünya delegeleriyle paylaşıldı.

GÖRME YETİSİNİ KAYBETMEK ÜZERE, KAMPANYA DESTEK BEKLİYOR

44 yıldır hapiste olan 72 yaşındaki tutuklu gazeteci, son dönemde pek çok sağlık sorunuyla da boğuşuyor ve sağlık hakkına erişim konusunda sıkıntı yaşıyor. Örneğin Ağustos 2015’te avukatlar, ciddi sağlık sorunları için uygun tıbbi bakım almadığı iddiasıyla dava açmıştı.

2017 yılında da “tip 2 diyabet” teşhisi konmasına rağmen uygun beslenme koşullarına erişemediği için gözü tehlikeye girmişti.

Abu-Jamal, şimdi de “geri dönüşü olmayan bir görme kaybı” riskiyle karşı karşıya. 2025’te Abu-Jamal’in sol gözündeki kataraktı tedavi eden göz doktoru, “ilerleyici diyabetik retinopati ve agresif glokom” teşhisi koymuş ve bir retina uzmanı tarafından acil tedavi talep etmişti. Ancak o zamandan bu yana adım atılmadı.

Abu-Jamal Ağustos ayında yazdığı bir makalede sağlık durumunu şöyle anlatmıştı:

Her anlamda okuyamaz, yazamaz, bir gazetenin künyesinden başka bir şey göremez oldum, hatta manşetleri bile; sadece bulanık bir televizyon renk patlaması. Televizyon artık benim radyom.

Destekçileri ise Abu-Jamal’ın sağlık hakkına erişebilmesi için yeni kampanyalar yürütüyor ve uluslararası kamuoyuna çağrı yapıyor.

Kampanya kapsamında Pennsylvania Ceza İnfaz Kurumu Başkanı’na aşağıdaki İngilizce metni kopyalayıp şu adrese gönderebilirsiniz: ra-crpadocsecretary@pa.gov

Mr Laurel Harry,

I am writing to express my deep concern regarding the health of Mr. Mumia ABU-JAMAL (AM-8335 / SCI Mahanoy). Although his vision has been partially restored after the removal of his secondary cataracts, he is still not receiving specific treatment for his very serious retinal condition and active glaucoma, which could cause him to go blind. He also urgently needs new spectacles. I would therefore urge you to do everything in your power to resolve this situation quickly.

The denial of medical care could be considered cruel punishment under the Eighth Amendment to the Bill of Human Rights and inhuman treatment under Articles 7 and 10 of the International Covenant on Civil and Political Rights ratified by the United States in 1992.

Yours sincerely,

Name, Town, Country

***

Metinin Türkçesi şöyle:

Bay Laurel Harry,

Sayın Mumia Abu-Jamal’ın (AM-8335 / SCI Mahanoy) sağlık durumuyla ilgili derin endişelerimi dile getirmek için yazıyorum. İkincil kataraktlarının alınmasıyla görme yetisi kısmen düzelmiş olsa da, çok ciddi retina rahatsızlığı ve aktif glokomu için henüz özel bir tedavi görmüyor; bu durum onu körlüğe sürükleyebilir. Ayrıca acilen yeni gözlüğe ihtiyacı var. Bu nedenle, bu durumun hızla çözüme kavuşturulması için yetkiniz dahilindeki tüm adımları atmanızı rica ediyorum.

 Gerekli tıbbi bakımdan mahrum bırakmak, İnsan Hakları Bildirgesi’nin Sekizinci Değişikliği uyarınca zalimce bir ceza ve Amerika Birleşik Devletleri tarafından 1992’de onaylanan Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’nin 7. ve 10. maddeleri uyarınca insanlık dışı muamele olarak değerlendirilebilir.

 Saygılarımla,

İsim, Şehir, Ülke

 

 

Etiketler

Sinem Uğurlu

Journo E-Bülten