Nereden nereye…
Son 10 yılda 8 Mart manşetlerinde kadın temsili köklü bir değişim geçirdi. 2016’da gerçek kadınların hikâyeleri ve toplumsal veriler öne çıkarken, 2026’da kurmaca karakterler, bireysel başarılar ve devlet merkezli ‘ideal kadın’ figürleri manşetleri dolduruyor.
Medya, hak temelli haberciliği geri plana atarak 10 yıllık dönüşümünü gözler önüne seriyor.
Son 10 yılda İstanbul Sözleşmesi iptal edildi, nafaka tartışmaları sertleşti ve 6284 sayılı Kadını Koruma Yasası sürekli hedef alındı. Kadınlar evde, eğitimde ve toplumun her alanında baskı ve eleştirilerin odağı haline geldi. Peki, medya bu sürece nasıl eşlik etti? Türkiye’de medyanın tekelleşmesi ve siyasal ortamın değişmesi, kadın haberlerini nasıl şekillendirdi?
Bunu anlamak için Hürriyet, Milliyet, Posta ve Sabah gazetelerinin 2016–2026 yılları arasındaki 8 Mart tarihli birinci sayfalarını karşılaştırmalı olarak inceledik.

GERÇEK KADINLARI BIRAK, KURMACAYA BAK
Hürriyet’in 8 Mart 2016 ve 2026 sayılarının birinci sayfaları yan yana konulduğunda, kadın temsili açısından belirgin bir dönüşüm görülüyor. Bu dönüşüm yalnızca gazetecilik tercihlerini değil, Türkiye’de son 10 yılda değişen siyasal iklimi ve medyanın yapısal dönüşümünü de yansıtıyor.
2016 tarihli sayfanın manşeti kadınlara ayrılmış. En tepede bir başarı hikayesi var. “Arzu’nun Mucizesi” başlığıyla verilen haber, çocuk yaşta evlilikten kurtulan bir kadının yaşam öyküsünü merkeze alıyor. Altında “Türkiye’de her 7 kızdan 1’i çocuk gelin” başlığı, Latif Demirci’nin 8 Mart temalı karikatürü ve Erdoğan’ın kadın haklarıyla ilgili görüşleri var.
10 yıl sonra, 8 Mart 2026 tarihli Hürriyet’in birinci sayfası, kadın meselesinin gazetede zemin kaybettiğinin işaretlerini yansıtıyor. Manşette bu kez savaş var. 8 Mart temasına sayfanın sağ üst köşesi ayrılmış ki burası geleneksel olarak Hürriyet’te kadın güzelliğinin ve bedeninin bir tür estetik süs olarak kullanıldığı alan. Zaten “Alya, Zeynep, Nisan, Dilber” başlıklı haber de aynı holdinge ait Kanal D dizilerindeki kurmaca kadın karakterler hakkında. Bu karakterlerin “güçlü duruşlarının” tüm kadınlara ilham vermesi bekleniyor. Bu haberin hemen altında bu kez Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 8 Mart dolayısıyla sarf ettiği sözler yer alıyor: “İnsani değerlerin bekçisi hanımlardır.”
Bu dönüşüm tesadüf değil. 2018’de gazetenin Demirören Grubu’na satılmasıyla birlikte Hürriyet’in editoryal çizgisinde belirgin bir değişim yaşandığı söylenebilir.

KADININ ESAMİSİ OKUNMUYOR
Milliyet’in 2016 ve 2026 tarihli birinci sayfaları karşılaştırıldığında kadın temsili açısından dikkat çekici bir “yok oluş” görülüyor.
8 Mart 2016’da kadınlar, Milliyet’in sürmanşetinde. “İşte 2016’da Türk Kadını” başlığıyla verilen araştırma haberi, 49 ilde yapılan görüşmelere dayanan verilerle kadınların eğitim, çalışma hayatı ve toplumsal konumuna dair bir tablo sunuyor. Altında Erdoğan’ın “Kadına şiddet insanlığa ihanettir” sözleri yer alıyor.
Bu yılın sayfası, Hürriyet ile neredeyse tıpatıp aynı. Emekçi Kadınlar Günü, gazetenin sağ üst köşesinde; Kanal D dizileri üzerinden görülmüş. Sayfanın başka bir yerinde, yanında eşi Emine Erdoğan ile Cumhurbaşkanı görülüyor. Sözleri 10 yıl öncesiyle aynı: “Kadına şiddet insanlığa ihanettir.”

POSTA HEP BİLDİĞİNİZ GİBİ
Posta’nın son 10 yıldaki 8 Mart sayfaları, Türkiye medyasındaki popülist haberciliğin yön değiştiren ama özü pek değişmeyen çizgisini gösteriyor. Yine de hakkını teslim etmek gerekir ki, 10 yıl önce de 10 yıl sonra da 8 Mart’a eşit ölçüde yer ayrılmış. Tek farklı, 2016’da sorunlara dikkat çekilirken 2026’da başarı hikayeleri tercih edilmiş. Ancak bu değişim hak temelli bir dönüşüme işaret etmiyor. Temsil hâlâ iki uç arasında gidip geliyor: Mağduriyet ile örnek teşkil eden başarı…

KADINLAR MI ANNELER Mİ
Sabah Gazetesi, el değiştiren ilk medya kuruluşlarından biriydi. 2008’de Çalık Grubu’na, 2013’te Kalyon Grubu’na (Turkuvaz Medya Grubu) satıldı. Dolayısıyla 2016’daki pozisyonu ile bugün arasında yapısal bir fark olduğunu söylemek zor. Sabah için 8 Mart, toplumsal bir değişim talebinden ziyade, devletin kadın vizyonunun ve liderlik mesajlarının tescillendiği bir “protokol günü” niteliğinde. 2016’da 8 Mart’ı bir buket gül fotoğrafı ile kutlayan gazete, Kadınlar Günü”nü de Erdoğan ailesi üzerinden görmeyi tercih etmiş. “Kadın Yoksa İnsanlık Yok” başlığı, meseleyi evrensel bir değer gibi sunsa da, görselde siyasi liderlerin ve kurumsal toplantıların (HAK-İŞ) baskınlığı dikkat çekiyor.
10 yıl sonranın Sabah’ında yine çiçekli bir kutlama mesajı dikkati çekiyor. Ve yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafıyla verilmiş bir Kadınlar Günü haberi. Erdoğan, 8 Mart dolayısıyla katıldığı iftardan sesleniyor: “İranlı anneleri selamlıyorum.” Aile Yılıa ilan edilen 2025’in ardından, 8 Mart’ta kadınların annelik üzerinden anılması, söz konusu Sabah gazetesi olunca şaşırtıcı değil.
YILLAR İLERLEDİ KADIN HABERCİLİĞİ GERİLEDİ
Son 10 yıllık inceleme, Türkiye’de kadın temsili ve medyanın rolünün yalnızca daralmadığını, aynı zamanda editöryal tercihlerin siyasal ve yapısal dönüşümlerle sıkı şekilde ilişkili olduğunu gösteriyor. 2016’da gazeteler, hâlâ daha demokratik bir ortamın etkisiyle kadınları toplumsal tablo, araştırma verileri ve geniş kapsamlı ele alabiliyordu. Ancak 2018 sonrası medyanın giderek tekelleşmesi ve siyasal etkilenmenin artması, kadın haberlerini bireysel başarı hikâyeleri ya da devlet merkezli “ideal kadın” figürleri üzerinden sınırlandı. Kadın hareketinin talepleri, toplumsal cinsiyet eşitliği ve feminist açıklamalar bu ortamda ilk sayfalarda görünmez hale geldi. Sonuç olarak, medyanın yapısal dönüşümü ve Türkiye’nin siyasal iklimindeki değişim, kadınların görünürlüğünü daraltırken, hak temelli tartışmaların gazetelerde geri planda kalmasına yol açtı.


